Tercümanın Günlüğü / A Translator's Scrapbook
ilgi alanı çeviri olanlara.. for those interested in translation related "anything"
Redaktörden Gelen Çeviri Neye Benzer?
Umpire (Hakem, Yan Hakem, Baş Hakem)
Bir müşteri bana “Kriket Kuralları”nı Fransızcaya çevirmek için seçildiğimi söylediğinde “Yuppiiii” dedim kendi kendime. Bu oyunu seviyorum; bir de ilgilendiğim bir konuyla ilgili bir metin çevirmek işi daha da eğlenceli hale getiriyor.
Sonunun o kadar da eğlenceli olduğu söylenemez. Büyüleyici, zor, sinir bozucu ve de yapmaya değerdi ama kesinlikle eğlenceli falan değildi. Çeviriyi yeni gönderdim ve üç hafta boyu sürekli araştırma, saç-baş yolma ve karar alma süreçlerinden sonra daha basit sporlara geçmeyi sabırsızlıkla bekliyorum: Fransa’nın İngiltere’yi ragbide yenmesi keyfimi yerine getirebilirdi. İleride bu tür çevirilerin zorlukları hakkında bir yazı yazmayı düşünüyorum, fakat şimdilik kriketi unutmak daha iyi bir fikir.
Çeviri yaparken ‘Umpire (Hakem)’ kelimesinin kökenini buldum; bunu daha önce bilmiyordum:
Yaklaşık 1400’lerde, noumper, O.Fr. nonper kelimesinden “tek sayı, çift olmayan” , iki kişi arasında hakemlik yapan üçüncü kişiye dair; non not + per “eşit,” L.’den par. Başındaki -n- yaklaşık olarak 15.y ortalarında “a noumpere” kelimesinin ,”an oumpere” diye duyulan kelimeden hatalı ayrımı dolayısıyla kaybolmuştur. Aslen bir hukuk terimi (tahkim süreci sırasında iki hakeme başkanlık eden başhakem) olmakla birlikte, 1714 yılında spor müsabakalarında (güreş) kullanılmaya başlanmıştır. Futbolda yardımcı hakem, yan hakem (linesman, assistant referee) anlamında kullanılmış bir sure.. Fiil hali (hakemlik etmek) ise, 1600’lerde isimden türetilmiştir.
Çeviren: Büşra Şahin, Hacettepe Ü. Müt. Ter.
Patlıcana Neden Eggplant Diyorlar?
Kaynak:
http://www.yeminlitercuman.net/patlicana-neden-eggplant-diyorlar/
PDF Gelen Dosyalar Canınızı Sıkmasın
Çok-Dilli Web Siteleri Rekabette Üstünlük Sağlıyor
San Diego’daki Byte Level Research LLC şirketinin kurucu ortağı ve Beyond Borders: Web Globalization Strategies kitabının yazarı John Yunker, “Artık, şirketlere hizmet veren firmalar arasında bile her şey için İngilizce‘nin yeterli olacağı görüşü değişti. şirketler tercüme hizmetlerini rekabet üstünlüğünde bir araç olarak kullanmaya başladılar,” diyor.
“Ben buna gizli devrim diyorum,” diye ekliyor, ve geçtiğimiz üç yıl içerisinde Starbucks Corp. kafe zincirinin global web sitelerinin sayısını iki katına çıkardığını belirtiyor. Araba üreticisi BMW de aynı yolu izledi.
Devrim ucuz bir yatırım değil!
Byte Level Araştırma şirketine göre, internet kullanıcılarının yüzde 80ine ulaşmak için bir Web sitesinin en az 10 dili desteklemesi gerekiyor. Bu diller:
İngilizce, Çince, İspanyolca, Japonca, Almanca, Korece, Fransızca, İtalyanca, Rusça, ve Portekizce. Kaynak: SearchCIO.com – USA
Tercüme Bürosu Açmak: Aşk mı Seks mi?
Canan ve Nurişah: Azim, Mücadele ve Umudu Anlatıyorlar
Çeşitli yaşanmışlıklardan sonra, yıllardan sonra, 1986'da İzmir'e döndüğümde karşılaştığım bir sınıf arkadaşım sık sık bir araya geldiklerini, istersem benim de katılabileceğimi söylediğinde, Nurişah ile yeniden bir araya geldik.
Evlenmişti... Her zaman renkli, farklı bir kişiliği olan arkadaşımız, yine farklı bir şey yapmış, İzmir'de yaşayan bir Koreli ile evlenmişti... Eşinin sünneti, düğünleri hep basının ilgisini çekmiş, eşinden öğrendiği bir de mesleği olmuştu. Türkiye'nin ilk kadın civciv seksologu...
Artık kardeşlerine de öğrettiği görevi, yeni doğmuş civcivleri tavuk mu horoz mu olacaklarına bakıp cinsiyetlerine göre ayırmak olduğundan, arkadaşım Türkiye'yi dolaşıyor, o arada büyümekte olan iki kızıyla mutlu mesut yaşıyordu.
Taaa ki 1993 Eylül'üne kadar... O yıl büyük kızı Canan Kim'in Çeşme'de geçirdiği bir trafik kazasıyla hayatları altüst olmuştu. Sevgili Canan'ın boynu kırılmış, omuriliği zedelenmiş, vücudunun göğüs hizasından aşağısını hissedemez olmuştu.
Hastanede yattıkları 6. 5 ay sonunda, önceki evlerinin koşulları uymadığı için başka bir eve taşınmışlardı. Kızı hastane odasında "Anne ,çok mu kötüyüm? Sen iyi görünmüyorsun" dediğinde, tüm ailesi ve arkadaşlarıyla durumu kabullenip hayatın getirdiklerini yaşayacaklarını kararlaştırmış, isyan etmek yerine koşulları iyileştirmenin yollarını aramaya başlamışlardı.
Dünyalar güzeli, neşeli, hareketli ve akıllı Canan, halkoyunları ekibinde oynuyor, yabancı diller yüksekokulunda okuyordu. Geçirdiği trafik kazasından sonra ilk yıl öğrenciliğini dondurmuş, ertesi yıl okuluna asansör yaptırılarak tekerlekli sandalye ile derslerini daha rahat izleyebilmesi sağlanmıştı.
Hayat Canan'a göre planlanıyor, tüm düzenlemeler ona göre yapılıyordu. Canan, bu koşullarda 1997'de üniversiteden mezun oldu.
Her gün eve gelen fizyoterapist, tıptaki her türlü gelişmeyi umutla uygulatmak, kök hücre nakli için Kore'ye gidiş gelişler, göğüs altından bir santim daha altını hissettiğinde yaşanan mutluluklar....
Durumu kabullenip "Bundan sonra ne yapabilirim?" arayışına girdiğinde elleri ve parmaklarını hareket ettiremese de dirsekleri ile bilgisayar kullanabildiğini keşfetmesi, Canan'ın dünyasını değiştirdi.
Mesleği olan turizmciliği yapamayacaksa da yabancı dil bilgisini kullanabilir, çevirmenlik yapabilirdi. Aradığı yayınevlerinden biri onu kabul etti, çevirileri çok beğenilir olmuştu. Daha sonra Altın Kitaplar Yayınevi ile anlaşmış, 2007'den bu yana başta Stephan King olmak üzere birçok kitabın çevirisini üstlenmişti.
Televizyon haberlerinde Ali Kırca'nın konuğu olduğunda, azmin, mücadelenin en güzel örneği olarak, başka engellilere umut ışığı olmuştu. Engelli olmanın hayattan kopmak anlamına gelmediğini, hayata dahil olarak, meslek sahibi bir kadın olarak dünyaya meydan okunabileceğini göstermişti.
Aradan geçen 17 yıl boyunca kızını hiç yalnız bırakmayan, onun hayatını kolaylaştırmak için elinden gelenin fazlasını yapan ama bu arada kendine vakit ayırmayı da becerebilen, güzelliğinden, bakımından taviz vermeyen, sivil toplum kuruluşlarında çalışmayı sürdüren Nurişah Kim, bir yandan da evde geçirdiği vakitleri farklı konularda yazarak değerlendirdi.
Yazdıkları beğenildikçe teşvik gördü, yüreklendirildi, daha sonra anne ve babasının ısrarlı baskısından kurtulmak için anne ve babasının yaşam öykülerini yazmaya başladı. Aylar, yıllar süren bir çabanın sonunda, romanını bitirdi. Kitabına, "Rumeli'den Anadolu'ya Bir Göçmen Kızı" adını verdi.
Tam da "Benim kitabımı kim yayınlar ki?" diye düşünürken, Altın Kitaplar Yayınevi'nden olumlu yanıt geldi. Sonra her şey hızla gelişti. Kitabı yayınlandı, liste başı oldu, yetmedi, Dan Brown ile Altın Kitaplar'ın ellinci yıl kokteylinde bir araya geldi.
Nurişah Kim, yaşamıyla olumsuzlukların, üzüntülerin, çaresizliğin , yaşanan sıkıntıların bile nasıl olumlu sonuçlar verebileceğini ispatladı. TÜYAP Kitap Fuarı'nda okurlarına kitabını imzalarken, farklı duygular içinde mutluluktan havalara uçuyordu.
Bu özel kadın, geçtiğimiz hafta Konak Kadın Meclisi'nin konuğu oldu. Söyleşi öncesinde kitaplarını imzaladı. Türkan Saylan Kültür Merkezi Benal Nevzat Salonu'nu dolduran izleyicilere arkadaşımı sunarken, gözyaşlarıma engel olamadım. Arkadaşımın yaşam öyküsünü ve felsefesini anlattığı konuşması sırasında da salonda duygusal anlar yaşandı.
Her anne çok özel... Her anne çocuğu için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır... Her anne dünyanın en güzeli, en akıllısı, en eşi benzeri olmayanı... Ama her anne Nurişah Kim değil...
Seni seviyorum arkadaşım...
* Latife Şencan, Sosyolog
How Does the Economic Crisis Affect the Translation Business?
The good news for translators is that their sector is, by its very nature, in a strong position to weather the economic storms and to emerge relatively unscathed. There are two main reasons for this.
Firstly, translation is a labour-intensive rather than capital-intensive business. To keep the basic translation processes going, translators need very little in the way of operational investment or overhead compared with a host of other industries. This means their dependence on banks and other financial service providers is extremely small – which is a reassuring thought given the current hesitance or indeed inability of many banks to accommodate those that depend on them.
Secondly, translations are not generally regarded as luxury products. In times of economic hardship, businesses and private consumers alike can be expected to economise on items or services they can do without, and to postpone purchases or acquisitions that are not crucial to their short-term survival or well-being. In most cases however, translations are business necessities that are crucial for effective communication in an international context. A manufacturer that wants to sell its products in China will need to ensure that the Chinese know what it wants to sell and understand their business proposition (and vice versa). And despite the global crisis, globalisation is an ongoing process. Corporations with employees all over the world rely on English as their central language of communication, but they operate in a variety of language areas and will have to translate all their critical correspondence, documentation and publicity accordingly if they really want to engage their employees and customers and keep their business running smoothly. Without translation, business would grind to a halt – and it would not take long for that to happen either.
This is not to say, of course, that the translation industry is immune to the effects of economic crises. Obviously, if companies in other sectors suffer declining business volumes, their need for translations to accompany operational processes will necessarily diminish. At the same time, there will be a negative knock-on effect on orders for non-essential translations. Examples include company brochures, staff schemes and facilities, publicity documents and the like.
Whatever the case may be, however, a company doing business overseas will have to be able to communicate effectively and will, therefore, have a sustained need for basic translation services. The tendency to rely on self-made English will grow, which may suffice at a very basic level of communication but will obviously have to be supplemented by more advanced and professional services for effective communication in formal operational and legal contexts.
In summary, the economic crisis will fuel a shift in emphasis in the translation business, away from non-essential documents and publications towards core business
communications that are operationally vital to enable transactions to take place. Inevitably, this shift will leave its mark on translation agencies’ revenues. How should they respond?
It is often heard in business that people are a company’s most important assets – a cliché voiced in particular by executives when they are in a flattering mood, or in union statements intended to prevent management boards from making unwelcome decisions. But it is completely true – and perhaps even more so in the translation sector than in many other companies. In hard times, the most important thing to bear in mind for a translation agency is that it simply cannot exist without experienced translators. For that reason, any agency whose first reflex in response to declining revenues is to make its translators redundant, is in fact digging its own grave. An ice-cream manufacturer who decides to sell its ice-cream machines in response to a drop in income may be able to buy new equipment once the crisis is over, but experienced professionals are not so easy to find and when they go, they take a part of your company with them.
When figures are falling and the order portfolio is getting thinner, there are all sorts of employment or semi-employment arrangements that can be considered, including freelance contracts, to carry on the relationship with your principal translators even if you can no longer offer them full-time permanent employment in the foreseeable future. Whatever you do, do not sever your ties with your translators, nor suggest that that is what you want to do. Instead, try to find ways of moving your staff on to more flexible types of contract, possibly allowing them, for example, to work for other agencies as well.
About the author
Jeroen Oomen is co-owner of Het Scandinavisch Vertaalbureau, a translation agency in the Netherlands. After having worked for several translation firms in paid employment, he took the plunge in 2004 and incorporated his own company.
About Translatorium Translations
Het Scandinavisch Vertaalbureau, established in the Netherlands in 2004, is a professional translation agency with a primary focus on the Dutch and international business community, and on public and semi-public institutions. Our principal strengths lie in the financial, legal and medical sectors, as well as in commerce, advertising and media. Our client base includes some of the largest corporate enterprises in Europe.
Article Source: ABC Article Directory





